Aydınlık Gazetesi Yazarı usta Hikmet Çiçek O dönemde yaşananları Aziz Nesin kaleminden bulup 2018 yılında Aydınlık gazetesinde yayınlamıştı. Yazıyı, o dönemde neler yaşandığını aktarmak adına sizlere tekrardan sunuyoruz.
Aziz Nesin 26 Mayıs 1993 günü, Salman Rüşdi’nin Şeytan Ayetleri
kitabını çevirip Aydınlık Gazetesi’nde yayımlamaya başladı. Yayım,
gericiler tarafından tepkiyle karşılandı.
Pir Sultan Abdal
Şenlikleri’nin baş konuğuydu. İlk gün - 1 Temmuz- valinin de katıldığı
bir toplantıda uzun bir konuşma yaptı. Nesin konuşma yaparken,
Şeriatçılar da boş durmuyor ve “Bugün hesap günüdür” başlıklı bildiriler
dağıtıyorlardı. Hakikat Gazetesi “Müslüman mahallesinde salyangoz
sattılar” manşetini atmıştı.
İŞTE AZİZ NESİN’İN KALEMİNDEN SİVAS KATLİAMI
“Ben
Aziz Nesin. 1915 doğumluyum ve işin aslı yaşadığım toplumdan biraz
farklı bir yapıdayım. Boyum kadar kitap yazmış, hayatımı yazmaktan
kazanmış biriyim. Açık sözlüyüm, düşünürüm düşündüğümü söylerim.
Bundandır ki, ömrümün uzun bir süresini ya hapishanelerde geçirdim ya
ölümle burun buruna geldim. Ancak bir olay var ki yarası kapanmaz,
kapanamaz.
“Tarihler 1 Temmuz 1993 idi. 4. Pir Sultan Abdal
Şenlikleri için Sivas’taydık. Daha şehre gelmeden, özellikle benim
hakkımda bildiriler yayınlanmaya başlanmış, hedef gösterilmiştim. İlk
günden itibaren gerginlik had safhadaydı. 2 Temmuz günü ise yerel
gazetelerde kullanılan sözler, bir nevi olacakların habercisiydi.
“Röportaj yapmaya gelen İhlas Haber Ajansı muhabiri, aslında o güruhun içinden geçenleri anlatmaya, cevap almaya gelmişti.
“Sürekli
camianın tahriklere kapıldığını söylüyordu. Tahrik olabilirler, bunda
sıkıntı yoktu. Ancak tahrik olan dövmez, öldürmezdi. Duyarlılık öldürmek
değildir arkadaş.
“Bu tartışmadan sonra apar topar otele geçtim.
“Zaten
gün içerisinde gerginlik şehrin belli yerlerinde iyiden iyiye
tırmanmıştı. Akşam saat 5 sularında ise gözü dönmüş kalabalık Madımak
Oteli’nin önündeydi. Dışarı ile iletişimimizi sağlayan tek araç
telefondu artık. Erdal İnönü arandı ve ona ‘Erdal Bey sanırım dışarıdaki
sloganları ve camlarda patlayan taş sesleri size kadar ulaşıyor olmalı’
dedim. gereken önlemin alınacağını söyleyip, azalan umutlarımızı biraz
olsun tazelemişti.
'LAİKLERE ÖLÜM'
“Ancak kalabalığın öfkesi
dinmiyor, güruhu sakinleştirmek adına konuşan belediye başkanı ne kadar
reddetse de ‘gazamız mübarek olsun’ sözüyle adeta çığırtkanlık
yapıyordu. Bundan sonra olacaklar kitle psikolojisinin sonuçlarıydı.
‘Cumhuriyet Sivas’ta kuruldu, Sivas’ta yıkılacak’ , ‘Laiklere ölüm’ ,
‘Yaşasın şeriat’ ve ‘Sivas Aziz’e mezar olacak’ sloganları, aslında
hedefin sadece ben olmadığını anlatmaya çalışıyor gibiydi.
'ÖLÜME EN YAKIN OLDUĞUM AN'
“Önce
yağmalama sonra ise ‘yakın ulan yakın’ sesleri ve tekbirlerle çevredeki
araçlar ateşe verilmişti. Ateşin kızıllığı, dumanın siyahlığıyla
birleşip çevremizi sarmıştı. Bu kaçıncı öldürülüşüm bilmiyorum fakat
ölüme en yakın olduğum anı artık görebiliyordum.
“Her şey 5-10 dakika içinde olup bitmişti.
“Odamda
Lütfi Kaleli ile birlikte çaresiz bir bekleyiş içerisindeyken, aşağı
taraftan korkunç çığlıklar gelmeye başladı. Bağırıldı, yardım istendi ve
sonra sesler sustu. Artık sıra bendeydi. Kesin olarak ölüme hazırdım.
Hatta Lütfi Kaleli birkaç kez ‘ölüyoruz abi’ dedi. Dedim ölüyoruz,
öleceğiz. Başka çare yok. Sonra dönüp Lütfi’ye ‘Sayın Kaleli beni şu
yatağa yatır, bu güruha kötü bir ceset vermek istemiyorum. Korkarak ölen
bir adam gibi görünmeyeyim. Köşeye büzüşmüş bir adam gibi ölmeyeyim’
dedim. Sonrasında Lütfi’nin önerisiyle camlara doğru koştuk ve yardım
istemeye başladık. O sırada otelin önüne yaklaşan bir itfaiye bizi
kurtarmak için yeltendi.
'ASIL ÖLDÜRÜLECEK HAYVAN BURADA'
“İtfaiye
merdivenlerinden inerken, sonradan Refah Partisi Meclis üyesi olduğunu
öğrendiğim Cafer Özçakmak ‘Asıl öldürülecek hayvan burada’ dedi ve tam
kurtuluyorum derken artık Sırat Köprüsü’nde gibiydim. Devam etsem linç,
geri dönsem cehennem vardı.
“Merdivenlerden inerken, çökmüş haldeydik…
“O sırada görevlilerden biri beni bileğimden çekerek kalabalığın ortasına attı.
“Yere
düştüm, tekme ve yumruklarla vurmaya başladılar. Sonrasında polis
arabasına kadar sürüklendim. Yaralı olarak kurtulmuştum ancak 35 can,
33′ü aydın 35 insan, yıllar sonra bile yeri doldurulamayacak onlarca
değer katledilmişti.”
Bu bildiri, 30 Mayıs 1993 günü Refah Partisi’nin yerel yayın organı “Bizim Sivas” adlı gazetede yayımlanmıştır.
MÜSLÜMAN KAMUOYUNA
“Bismillâhirrahmânirrahim”
“Peygamber, mü’minlere kendi canlarından ileridir. Onun hanımları da müminlerin analarıdır. ” (Ahzâb: 6)
“Mü’minlere
öz canlarından daha ileri olan Allah Resulü (S.A.V)’ne ve O’nun temiz
zevcelerine, Allah’ın beytine (Kâbe’ye) ve Kitab’ı Kur’an’a alçakça
küfredilmekte ve mü’minlerin izzet ve namusuna saldırılmaktadır.
“Dünyanin
bazı bölgelerinde şeytan ve onun yandaşları olan emperyalist kâfirler,
dinimize ve mukaddes değerlerimize dil uzatmaktadırlar. Bunun başını ise
satılmış, mürted Salman Rüşdi köpeği çekmektedir.
“Bu şeytanî
oyunlara karşı, izzetli ve duyarlı Müslümanlar yiğitçe mücadele ortaya
koyarak, bu uğurda canlarını feda etmekten çekinmemişlerdir.
“Bu
iğrenç oyunların bir uzantısı olarak ülkemizde de; AYDINLIK gazetesi
denilen bir paçavrada, melun Rüşdi’nin figüranlığına soyunan, dünya
emperyalizminin gönüllü uşağı Aziz Nesin, aynı şekilde, Kur’an’ın
korunmuşluğuna dil uzatmış, Hazret-i Peygamber (S.A.V)’in aile hayatını
(hâşâ) bir genelev ortamına benzetmiş ve ümmetin anaları olan
hanımlarına (hâşâ) fahişe deme cür’etinde bulunmuştur. Bu olay, dünyanın
değişik yerlerinde kâfir devletler tarafından dahi kabul görmezken,
basımına müsaade edilmezken, ne yazık ki laik ve ikiyüzlü T.C. Devleti
tarafından yayımlanmasına izin verilmiş, ayrıca bunu kabullenmeyip
protesto eden izzetli Müslümanlar, devletin polis ve jandarması
tarafından coplanmış, kurşunlanmış, bir kısmı da hapishanelere
atılmıştır.
“Salman Rüşdi köpeği, Müslümanlar’ın çok az olduğu
kâfir bir ülkede korkudan sokağa çıkmaya bile cesaret edemezken, onun
yerli uşağı Aziz Nesin köpeği, yanında kendisiyle beraber bir ekiple
birlikte, şehrimiz Valisi tarafından davet edilip, şehirde adeta
Müslümanlar’la alay edercesine gezebilmektedir.
“Kâfirler şunu iyi bilmeli ki:
“ İslâm’ın Peygamberi’ni ve Kitab’ın izzetini korumak için, bu uğurda verilecek canlarımız vardır.
“Gün; Müslümanlığımızın gereğini yerine getirme günüdür.
“Gün;
Allah (C.C)’ın vahyi Kur’ân-ı Kerim’e, Allah’ın meleklerine, Allah’ın
Resulü Hz. Muhammed (S.A.V)’e, O’nun ailesine ve ashabına yöneltilen
çirkin küfürlerin hesabının sorulma günüdür.
“İman edenler, Allah
yolunda savaşırlar. Kâfirler de tağut yolunda savaşırlar. O halde
şeytanın dostlarıyla savaşın. Çünkü şeytanın hilesi zayıftır.” (Nisa :
76)
“Galip gelecek olanlar, şüphesiz ki Allah taraftarı olanlardır.”
KİM NE DEMİŞTİ?
Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel: “Polisle halkı karşı karşıya getirmeyin… Olayda ağır tahrik var.
Başbakan Tansu Çiller: “Olaya katılan vatandaşlarımızdan hiçbirine bir zarar gelmedi.” müjdesini veren kişi, o dönemde başbakan.
Başbakan Yardımcısı Erdal İnönü: “Endişelenmeyin, güvenlik güçleri yetişmek üzere.”
ANAP lideri Mesut Yılmaz: “Abartmaya gerek yok. Bu kadar kişi bir futbol maçında da ölebilirdi.”
İçişleri Bakanı Mehmet Gazioğlu: “Oteli, otel sahibi kundaklamıştır.”
SONUÇ NE OLDU?
Sanık
avukatlarının 8’i AKP’den milletvekili oldu. AKP iktidarı, katliam
sanıklarını “terör affı” kapsamına almaya çalıştı. Katliamın iki
sanığından birisi müebbet, diğeri yedi buçuk yıl hapis cezasına
çarptırıldı. Katliamla ilgili 21 Ekim 1993’te başlayan dava, 2 Temmuz
2012’de zaman aşımı nedeniyle tamamen düştü.
Yorumlar
Yorum Gönder