Murat Bardakçı
Habertürk 18.09.2019
ARAMCO’nun
ne mânâya geldiğini, yani açılımını herhalde bilirsiniz ama yine de
yazayım: İbâre, “
Arabian-American Oil Company”, yani “
Arap-Amerikan
Petrol Şirketi” sözlerinin kısaltılmışıdır. 1949’da bir
Amerikan ve
Suudi şirketi olarak kurulmuş, ilk kuyu 1935’te
Suudi Arabistan’ın
doğusundaki Dammam’da açılmış, üç sene sonra ihraç edilebilecek miktarda
petrolün çıkartılmasına başlanmış, Dammam’ı diğer petrol sahaları takip
etmiş, 1949’da günde yarım milyon varil çıkartılır olmuş, bu miktar
1958’de günlük bir milyonu geçmiş, zamanla birkaç katına yükselmiş ve
Suudi hükümeti 1980’de ARAMCO’daki Amerikan hisselerinin tamamını satın
almıştır. Dünyanın en kıymetli ticarî şirketi şu anda ARAMCO’dur ve
2019’un ilk yarısındaki net geliri 47 milyar dolardır!
“ARAMCO, Amerikadır” dememin sebebi, işte budur!
Suudiler’in
petrol işini kendi başlarına idare ettiklerini, çıkarttıkları petrolü
bizzat pazarladıklarını ve bütün bu işleri ARAMCO ile yaptıklarını mı
zannediyorsunuz?
SUUDİ KANUNUNUN GİREMEDİĞİ KAMPLAR…
Mesele
öyle değildir! ARAMCO her ne kadar kâğıt üzerinde artık bir Suudi
şirketi olarak görünse, hattâ ismi “
Saudi Arabian Oil Company” olsa ve
çalışanlarının çoğunu yabancılar teşkil etse bile, yine de bir Amerikan
kuruluşudur ve Amerikalılar “Okey!” demeden Suudi yöneticiler en önemsiz
meselelerde bile tek başlarına karar veremezler. ARAMCO’nun merkezi
olarak gösterilen Dahran’daki bina bir süsten ibarettir ve şirketin asıl
idare merkezi Amerika’da, Houston’dadır…
Üstelik, Suudi Arabistan’da ARAMCO’ya ait öyle özel bölgeler vardır ki…
ARAMCO’da
görevli Amerikalılar, aileleri ile bu bölgelerdeki yerleşim
birimlerinde yaşarlar. İsmine “Camp” denen yerleşim merkezleri birer
küçük Amerikadır, hattâ Kaliforniya kasabalarını andıracak şekilde inşa
edilmişlerdir ve güvenlikten idareye kadar yönetim tamamen
Amerikalılar’ın elindedir. Sinemadan bara, gece klüplerinden oyun
salonlarına kadar Suudi Arabistan’da yasak olan herşey bu kamplarda
mevcuttur ve Suudi kanunları ile kuralları kampların kapısından içeri
asla giremez!
Bu ayrıntıları nereden mi biliyorum? 1990’daki
Birinci Körfez Savaşı’nı muhabir olarak takip ederken Dahran’da mevcut
iki “Küçük Amerika”dan, yani ARAMCO’ya ait iki kamptan birinde birkaç
gün kaldığım için!
Üzerinden nerede ise otuz sene geçti ama…
Saddam
Hüseyin o senenin Ağustos’unda Kuveyt’e girmiş, Kuveyt’in emîrinden
neferine kadar hemen bütün erkekleri Suudi Arabistan’a firar etmişlerdi.
Suudiler o zaman da bugün olduğu gibi Amerika’ya feryad figan “Bizi
kurtar!” diye yakarmışlar ve “Baba” Bush, Suudi ülkesinin doğu
sahillerini birkaç hafta içerisinde devâsâ bir Amerikan üssü hâline
getirmişti…
Washington’un oralara kadar uzanmasının sebebi
ARAMCO’nun elindeki petrol yataklarının Saddam’ın eline geçmesine mâni
olmaktı ve Kuveyt’i Iraklılar’dan Kuveytliler yahut Suudiler değil,
Amerikalılar kurtardılar. Kuveyt şehrine ilk birlik ile beraber giren
birkaç gazeteciden, yani hadisenin en yakın şahitlerinden biri olarak
söyleyeyim: Kurtarma harekâtında Arap askerler yahut Koalisyon üyesi
Batılı güçler yoktu, Amerikalılar tek başlarında idiler ve Suudiler ile
Kuveytliler muharebeye kendilerini Saddam’dan kurtaran Patriot
füzelerinin etrafında kılıç dansı yaparak iştirak ettiler!
Dahran’da
şimdi de benzer hadiseler yaşanıyor; ARAMCO’ya, yani Amerika’ya bir
yerlerden roket fırlatılıyor ve Suudi Arabistan her zamanki gibi
Washington’a koşup burnunu çeke çeke “Donald Amca, o çocuklar tepeme
yine füze attılar” diye ağlayıp sızlıyor…
Suudi petrol tesislerinden birine İranlılar yahut Yemen’deki Husiler
tarafından roket fırlatılması üzerine Amerika hemen İran’ı tehdit etti,
İran suçlamaları reddetti, Husiler saldırılara devam edeceklerini
söylediler ve bütün bunların ardından gümbür gümbür savaş tamtamları
çalınır oldu…
Suudi Arabistan’ın saldırının ardından ne yaptığına
dikkat ettiniz mi? Mâlûm ve meşhur veliahdları hemen Amerikan Başkanı
Trump’ı arayıp “Donald Amca, kötü çocuklar tepeme füze attılar” diye
ağlayıp sızladı, derken Suudiler günlük petrol üretimini yarıya
indirdiler, bunun üzerine petrol fiyatları fırladı, Başkan Trump da
hemen savaştan bahsetmeye başladı…
Amerikalılar’ın
Suudi
Arabistan’daki bir petrol tesisine saldırılmasına işi savaşa kadar
götürecek şiddette tepki göstermesinin birkaç sebebi vardır:
Trump’un
dün “Bizim artık Ortadoğu petrolüne ihtiyacımız yok, kendi kendimize
yetecek vaziyetteyiz” demesine hiç bakmayın, bal gibi muhtaçtırlar;
kendi üretimleri ve başka bölgelerden temin edecekleri petrol
ihtiyaçlarını karşılasa bile Amerikan petrol şirketlerinin Ortadoğu’yu
bir tarafa bırakmaları ticarî bakımdan mümkün değildir.
Asıl
mesele, ARAMCO’ya ait bir petrol tesisin bombalanmasıdır; zira ARAMCO
1980’den buyana her ne kadar hisselerinin tamamı Suudiler’e ait millî
bir petrol şirketi olarak görünse de aslında “Amerika” demektir!
Yorumlar
Yorum Gönder